Tünel kazan ölümle karşılaşma, Bölüm 1
Kategori: Haberler
Abd al-Hazir’in yazılarından
Dünyanın ilmini tek bir ciltte toplamak için başladığım destansı projenin başında, düşüncülerimi kaydetmek için kalemimi kağıda dokundurmaya hazırlanıyordum ki, tanrının eli omzumu dürttü. Başıboş bir burrower’ın(tünel kazıcı) tam şehrin dışında bir vatandaşı öldürdüğünün haberi, bana dünyamızı paylaştığımız rahatsız edici yaratıklardan birini ilk elden görmek için harika bir fırsat verdi - acımasız Dune Thresher’ı.
Çok önceleri yerleşim bölgelerinden Borderlands’in ıssız çöllerinin derinlerine sürüldüğünden beri, Dune Thresher şehir sakinleri tarafından nadiren görülür. Fakat arada sırada ya bir yaralanma ya da ileri yaş sebebiyle bu dehşet canavarlardan biri narin insan hayvanıyla bir ziyafet çekmek için medeniyetin kıyısına kadar gelmeyi göze alır. Bu gerçekleştiğinde ünlü rehber ve avcı Franklin Burroughs gibi bir profesyonel, tehdidi sona erdirmek üzere çağrılır.
Neyse ki Burroughs ve benim, iki tane gezgin ve macera adamının yolları daha önceden doğal olarak kesişti (çalışmalarımın sıkı takipçileri şüphesiz bu kır saçlı, kabaca yontulmuş kaya görünümlü adamı, klasik olmuş Xiansai Günlükleri’mden hatırlayacaklardır). Böylece, bizi bu yer altı kazıcı kabustan kurtarma görevinde kendisine eşlik etmek için onunla iletişim kurdum. Önce isteksiz davrandı, ama esasen benim yanında olacağım için mutlu olduğunu söyleyebiliyordum.
Onunla günbatımında, Tardein bozkırlarını çevreleyen kumlu kayalıklarda buluştum. Vardığımda, Burroughs siyah kayalar üzerinde diz çökmüş, bir şeyi inceliyordu. Dikkatle gözünü dikmiş olduğu seçilemez şeye baktım, ama ne olduğunu tanımlayamadım. Bana hafifçe basmam gerektiğini işaret ederek elini kaldırdı. Ona sorunun ne olduğunu sorduğumda bana dikkatini yoğunlaştırdığı şeyi gösterdi ve sonumun o zavallı aptalınki gibi olmasını mı istediğimi sordu. Bana yine o şakalarından birini yaptığını düşünerek güldüm. Herkes Dune Thresher’ın kumun altından saldırdığını ve kayalıkların üzerinde güvende olduğumuzu bilirdi!
“Bunu ona söyle,” dedi.
Tekrar baktım ve gördüğüm şey midemi altüst etti. Kayalar, kurbanın kendilerine onunla sıkı sıkı tutunduğu umutsuzluğa ihanet etmişlerdi. Kan kaplı yüzeylerinde kurbanın ellerinden ve parmaklarından deri parçaları kalmıştı.
“Bu kayaların tam üzerine atlarlar ve seni aşağı çekerler. Tecrübeli bir avcı saldırıyı atlatabilir, ama senin gibi biri burada tepinmeye devam eder, tüm o gürültüyü çıkarırsa öğle yemeği olur.” Ağır biçimde yüklenmiş olan arabasına doğru ilerlerken kendi kendine kıkırdadı.
Kayaların kenarından derhal(ve sessizce) çekildim. Ve sonrasında keskin ciyaklamayı duydum. Burroughs büyük bir nesne getirmişti, siyah bir muşambayla örtülü bir tür kafes. Cehennemi feryatların kaynağı bu kafesti. Kara örtüsünün arkasında derin bir yerden kalın ipler sarkıyordu. “Bu pek yeterli değil.” dedi Burroughs. Sanki üstünde durduğu noktayı kanıtlamak için tuttuğu kafesi salladı. Kafamı soğuk, keskin bıçaklar gibi kesen daha da berbat çığlıklar yükseldi. Ama bunlar sonrasında duyduğum ses yanında hiçbir şeydi - Thresher’ın geldiğini bildiren, kumun ölümsü çalkalanışı.
“Sesleri Thresher’ı çok sinirlendiriyor. En iyisi, buraya yukarıya misafirimiz gelmeden, onları kuma göndermek.” Bununla birlikte kafesin örtüsünü yırtıp açtı. Kafesin ne içerdiğini görmenin şoku beni anında kapladı. Her şey bir tür donuk, mide bulandırıcı griliğin içinde birbirine geçiyor gibi gözüktü ve dizlerimin bağı çözüldü.
fragman tarafından orijinal metinden çevrilmiştir.
http://www.blizzard.com/diablo3








Ekim 6th, 2008 at 9:02 pm
Teşekkürler, eline sağlık. Gerçekten güzel olmuş =)
Ekim 6th, 2008 at 11:37 pm
Teşekkürler Fragman
Ekim 7th, 2008 at 11:45 pm
Çeviri çok güzel, ellerinize sağlık
Ekim 8th, 2008 at 10:49 am
Ben teşekkür ederim. :)