Cain’in Günlüğü
Sayfa 1
Geçen sene olan olaylar akla hayale sığmazlar ve bu beni düşüncelerimi tekrar kağıda aktarmaya itiyor. Her ne kadar aksine kendime inandırmaya çalışsam da gerçekler kaçınılmaz ve su götürmez: Kralımız Leoric delirdi, ve oğlu Albrecht in kaçırılmasıyla üzerine çöken delilik anında Westmarch’a saldırdı, ve Westmarch`la olan kötü gidişatlı savaştaki devamlı kayıplar Kralın gardiyanları arasında açık bir isyana sebep verdi. Havada neredeyse hissedilebilir bir şey var… Ve bu hissedilen şey… Korku…
Sayfa 2
Eski hikayeler doğru olabilir mi? Cesur Horadrim’in ve Alevli Cehennemlerin Lordları hakkında hikayeler bir efsaneden, annem tarafından bana anlatılan peri hikayelerinden faha fazlası olabilir mi?
Sayfa 3
Eskiden bu kahramanlık ve cesaretle ilgili hikayeler sayesinde başarılıydım. Kendimi gerçekten onlardan biri olarak hayal ederdim: Bilinemez, anlaşılamaz Tal Rasha tarafından önderlik edilen gizemli Horadrimden biri olarak! “Son kalan Horadrim” olmaktan öyle çok gurur duyardım ki; dünyayı dolaşan ve nerede ikametgah ediyorsa orada kötülükle savaşan kimse olmaktan. Ah, gençligin sınırsız enerjisi…
Bütün bu hikayelerde gerçektende bir gerçeklik payı olabilir mi? Bütün her şey bunun gerçekliğine işaret ediyor, ama nasıl olurda benim sahip olduğum eğitime, bilgiye sahip biri bu hikayeleri ciddiye alabilir?
Gerçekten şehrimizin altında gömülü karanlık bir varlık var mı? Ah, keşke yaşlanan zihnim bütün hikayeleri geçliğimdeki gibi berraklıkla anımsayabilse.
Sayfa 4
BEN BİR AHMAĞIM. Eğer daha önce harekete geçseydim, endişelerimi daha önce dile getirseydim, onların hiç biri şu anda ölü olmazdı, Farnham şimdi olduğu sarhoş aptal olmazdı. Lazarus, sözde Kutsal Işığın Baş Piskoposu, bir grup köylüyü kralın kayıp oğlunu bulma kisvesi altında korkunç sonlarına çekti.
Şehrimizin üstüne üşüşen kötülüğün başmimarı o mu, yoksa oda mı sadece isteksiz bir piyon?
Geceler uzun, ve oturup katedralden yayılan cehenneme ait tekdüze sesi dinledikçe, önümdeki yolu daha açık bir biçimde görmeye başladım. Yazıtlarıma geri döneceğim. Bize işkence eden bu kötülüğü durdurmanın bir yolu mutlaka olmalı.
Sayfa 6
Her yeni korku dolu olay kasaba halkının bir kısmını daha kaçırıyor. Artık çok azımız burda kaldık;
Griswold, Pepin, Ogden, Farnham, şanssız Wirt ve tabiki de, adil Gillian. Ancak bir kişi daha var, herkes kaçarken gelen bir kişi. Bu Adria ,kendinin açık açık cadı olduğunu söyleyen, hakkında ne düşünmeli, ne yapmalıyım bilmiyorum. Benim dahi erişemediğim türlü türlü büyüsel bilgiye sahip. Neden
şu anda, bu kötü zamanlarda buraya geldi ki? Onun hakkında göründüğünden farklı, doğru olmayan bir şey sezinliyorum.
Sayfa 8
Her şafak aramıza daha çok maceraperest getiriyor gibi gözüküyor. Ama hiç birine kahraman demek uygun olmaz. Doğru vaktin gelmesini bekleyerek zamanımı eski yazıtlarda didik didik yanıtlar arayarak geçiriyorum. Keşke onları daha çok ciddiye alsaydım, keşke onları bu kadar çabuk, peri hikayeleri, efsaneler olarak gözden çıkarmasaydım.
Sayfa 9
Sonunda pek çok maceraperestten bir tanesi kalanlarının arasından sıyrılıyor gibi. Az ve ketum sözlü biri olsa da, etrafına sadece yağma ve ganimet peşinde olan diğerlerinin sinirlerini bozan bir dikkat ve sakinlik yayıyor. Kendimi bu gezgin, bu kahramanı tanıyor gibi hissediyorum. Ona geçmişimi açıkladım ve bilgimi onunla paylaştım. Umarım bu yeterlidir.
Sayfa 11
Bir süredir kötülüğün gerçek doğasının sorunlarımızın kalbinde olduğundan şüpheleniyordum ama bu, gerçekliği kabul edilemeyecek kadar korkunçtu. Ancak inkarın zamanı geçti, bu kötülük salgınını üstümüze salan, Korkunun Karanlık Lordu Diablo`dan bir başkası değil.
Lazarus`un kötülük dolu asası bugün bana getirildi ki bu benim şüphelerimi daha da doğruladı. Artık şüphe yok ki Albrecht’i o kaçırdı ve belkide Diablo’yu antik hapsinden serbest bıraktı. Bu ihaneti daha ne kadar ileriye götürmeyi planladığını kim bilebilir ki? Şanslıyız ki, eğer şampiyonumuzun üstüne söyleyecek başka sözü yoksa, Lazarus’un günleri sayılı.
Sayfa 12
Bu gece rüyamda bir çoçuğun ölüm feryadını duydum. Derinlikleri yararak, zamanla aşınmış katedralin camlarını parçalayarak geldi. Uyanmaya başladıkça, bunun aslında Diablo`nun, işkenceli sonunu çağrışı olduğu açıklık kazandı. Bu kadar rahatsız edici bir figandan sonra uyuyamadığım için savaşçının dönmesini beklemek üzere dışarı çıktım. En sonunda, bir kısmı kendinin bir kısmıda düşmanlarının olmak üzere, kanlarla kaplı bir şekilde ortaya çıktı. Bu korkunç olaylar mazide kaldığı ve savaşçı da kaderin bu testinden canlı çıktığı için çok rahatladım. Ancak vicdanım rahatsız, eğer son Horadrim olarak, mirasımdan bu kadar çabuk vazgeçmeseydim bu olaylar önlenebilir miydi?
Sayfa 14
Diablo’nun yenilişinden sonraki haftalarda Tristram`dan mutluluk daha önce hiç olmadığı gibi fışkırıyordu. Kasabanın sessiz, daima hüzünlü düşünceler içindeki, arkadaş diye çağırabilmekten gurur duyduğum kahramanı ise bütün kutlamalara alçakgönüllü bir biçimde göğüs geriyordu. Öte yandan bana öyle geliyor ki, kilisenin altında aldığı yaralar derisinin üzerindeki yaralardan çok daha derin ve bu yaralar onu sonsuza dek değiştirmiş olabilir. Ona desteğimi teklif ettim ama o bu teklife uzak durmayı yeğledi. Belkide, zaman onu iyileştirebilecek yegane şey.
Sayfa 15
Nasıl bu kadar kör olabildim? Arkadaşımın melankolisinin yaşadığı korkulara karşı doğal bir tepki olduğunu düşündüm. Nasıl olduda kendi içinde Diablo’nun varlığını taşıdığını farkedemedim? Haftalarca karanlık ve hüzünlü düşünceleriyle başbaşa kaldıktan sonra, en sonunda gecenin içine karışıp kayboldu. Belkide Korkuların Efendisi Diablo’yu yendikten sonraki haftalarda karabasanlarından uyanırken bağırdığı “doğu”ya gidiyordur.
Bizi terkettikten kısa bir süre sonra lanet iblislerin orduları kasabamıza saldırdı ve temeline kadar yaktı. Kasabadan hiç kimse bu katliamdan sağ bırakılmadı, kadınlar ve çocuklar dahi mezarın huzuruna kavuşamadı. Bunun yerine hepsi, iradesi olmayan, ölemeyen iğrenç yaratıklara dönüştüler. Ve Griswold, savaşlar boyunca arkadaş dediğimi büyük bir inançla donatan o, belkide kaderlerin en kötüsüne mahkum oldu. İnsan etine çok büyük bir iştah duyan iblisimsi bir yaratığa dönüştürüldü.
Bu sadece basit bir delilik değildi. Bu kesinlikle Korkuların Efendisi tarafından ele geçirilmekten daha az bir şey değildi. O aptal, Diablo’nun bütün kötülüğünü içinde tutabileceğini düşündü, ve onun düşüncesiz bir biçimde kendine aşırı güvenmesi hepimize pahalıya patladı.
Sayfa 19
Uzun zamandır umudumu kaybetmeme ve kaçınılmaz kaderime boyun eğmeme rağmen bugun imkansız olan oldu, kurtarıldı. Kahramanlar Khanduras’a, Karanlık Gezgin demeye başladığım adamın bu topraklara getirdiği bozulmayla savaşmaya gelmişler. Karanlık Gezgin, çoktan bilinmeyen grevi için ayrılmış olsada, onlar doğuya giden tek yolu kapamış iğrenilesi dişi iblis Andariel yenilene kadar onu takip edemediler. Benim antik yollara dair bilgimin onların işine yarayabileceği ümidiyle onlara katılmaya karar verdim.
Sayfa 20
Çölün içinden geçen yolumuz bittiği ve sonunda Lut Gholein’e vardıgımız için rahatlama hissi hepimizi baştan aşağıya sarmış durumda. Kimseye söylemesem de, Diablo’nun yarattığı korku benim üzerimde de işaretini bıraktı. Geceleri, yuvamı ziyaret eden yıkımın, çaresiz kasabalıların kıyımının, ve toprağın altında gerçekleştirilen karanlık davranışların ekolarının lanetli görüntüleri beni uyandırıyor. Umuyorum ki bunlar zamanla geçecek, ama onlardan hiçbir zaman kaçamamaktan çok korkuyorum.
Sayfa 21
Bugün kasaba halkıyla eski arkadaşımın nerelerde olabileceğine dair bir bilgileri var mı diye konuştum ama bilgi az. Bizim öğrendiğimiz kadarıyla o seyahatlerinde yalnız değil, Marius adında bir yoldaşı var. Bütün bunların içinde Marius’un payının ne olduğunu sadece merak edebilirim.
Sayfa 23
Çok geç kaldık. Benim yoldaşlarım Karanlık Gezgin’in izini Tal Rasha’nın mezarına kadar sadece İblis Duriel ile karşılaşma üzere takip etmişler. Bhaal’ın Ruhtaşı ise hiç bir yerde bulunamadı. Buna göre Bhaal’ın tekrar özgür bir biçimde bu dünyanın üzerinde yürüdüğünü ve Gezginle beraber kardeşleri Mephisto’yu kurtarmak üzere Travincal’e yola çıktıklarını varsayabiliriz. Bunun gerçekleşmesine izin verilemez.
Sayfa 24 ve 25
Bugün, bir zamanlar bizi Korkunun Efendisi`nden kurtarmak için her şeyini riske atmış olan o adama ne olduğunu gözlerimle gördüm. İşte tam burada, Kurast’ın dışındaki ormanlarda, Kara Gezgini ilk defa, çok kısa bir an içinde olsa, gördük. Onun gibi değişmez ve soylu olduğunu kanıtlamış bir kahramanın, bu özelliklerinin dahi, Korku’nun Efendisi yozlaştırıcı etkisi altında önemsiz olduğunu düşünmek beni üzüyor. Onun bir zamanlar olduğu adam için gözyaşlarımı döküyorum, ancak onu dünyamıza acı ve ölüm getiren, bu yola sürükleyen kendini beğenmişliği yüzünden de lanetliyorum.
Yoldaşlarım sayesinde Mephisto’nun bu dünyadaki dirilişi kısa sürdü. Onu yenmek ve Ruh Taşını tekrar ele geçirmek için benim neredeyse hayal dahi edemediğim korkunçlukların içinde savaştılar. Onlar aynı zamanda, çok feci haberleri de beraberinde getirdiler, Kara Gezgin artık yok. Onun içinden insanlığının bütün
izleri silinmiş. Zihin, beden ve ruh olarak Diablo onu tamamiyle ele geçirmiş. Şanslıyız ki onu ateşli yuvasına geri yollamayı başarmışlar ve bana söylediklerine göre, onun varlığını zamanın sonuna dek yok etmek için Alevli Cehennemlere bir saldırı planlıyorlarmış. Bense onlara sadece iyi şanslar dileyebilirim.
Sayfa 27
Diablo öldü. Çok uzun zamandır bu sözcükleri duymayı arzuluyorum ama şimdi bu sözler kulağıma gelse de, kalbime çok az mutluluk veriyor. Bize ulaşan haberlere göre İblis orduları Arreat’a doğru gidiyor. Hiç şüphe yok ki bu Bhaal’ın işi. Bizde herkes gibi kuzeye doğru yola çıkacağız.
Yinede şükranlarımızı eksik etmemeliyiz. Ruh taşları, Mephisto ve Diablo’nunki, Cehennem ocağında yok edildiler ve onlar artık başımıza bela olamayacaklar.
Artık sadece biri kaldı.
Sayfa 28
Kuzey dağlarının soğuğu beni, yaşlı ve yorgunluktan bithap kemiklerime kadar titretiyor. Bhaal`ın ordusu güvenli yerimiz Harrogath’tan zirveye kadar olan yolun tamamını tutmuş durumda. Yoldaşlarımın onuru, gücü ve adanmışlığı beni şaşırtmaya durmadan devam ediyor. Şu anda bile Bhaal`a ulaşmak için, kara ve iblislere karşı cesaretlerini gösteriyorlar. İhanetin dedikodusu kasabada dönüp dolaşıyor. Bu sefer geç kalmamalıyız.
Sayfa 30
Görünüşe göre lanetliyiz. Zaferde dahi, yenilgiyle yüzleşiyoruz. Kahramanlar Bhaal’ı yok etmelerine rağmen, Melek Tyrael bize kötü haberler getirdi. Onun Dünya Taşı dediği, büyük bir güce sahip obje, dağın zirvesinde saklı tutuluyormuş ve Bhaal onu yozlaştırmayı başarmış. Ona göre, şu anda sahip olduğu tek seçenek bu objeyi yok etmek. Bunu yaparsak, ne olacağını bilecek kadar bilgiye sahip değilim. Ancak korkum şu ki, bu hareketlerimiz dünyamızı bizim bilemeyeceğimiz bir biçimde zedeleyebilir. Dua ediyorum, Tyrael doğru seçimi yapmış olsun.

Bleda tarafından orijinal metinlerden çevrilmiştir.
Kaynak: www.diablo3.com








